Bugün: 22.03.2019
  • Ana Sayfa
  • »
  • 2015 Genel Seçimler Üzerine Analizler ve Koalisyon İhtimalleri

2015 Genel Seçimler Üzerine Analizler ve Koalisyon İhtimalleri


2015 Genel seçimleri neticesinde ülkeyi yaklaşık 12 yıl tek başına idare eden AK Parti %10 oranında oy kaybına uğrayarak tek başına hükümet olma şansını yitirdi. Seçimlerde en fazla oy kaybına uğrayan parti AK Parti oldu. Oylarını en fazla arttıran parti ise HDP oldu. AK Parti’nin genel seçimlerde bu kadar fazla oy kaybına uğramasının nedenleri 3-5 başlık altında toplanabilir.


1-Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun seçim sonlarına doğru dozajını arttırdığı pantürkist (aşırı milliyetçilik) söylemleri.


2-:Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim meydanlarında Kürt sorunu yoktur, kobani düştü, düşecek ve kendi atadığı başbakan tarafından; bilgisi dâhilinde imzalanan Dolmabahçe mutabakatını yok sayarak, Kürt sorununda taraf yoktur, masa yoktur, mutabakat yoktur; deyip Dolmabahçe mutabakatını tamamen silmesi, milliyetçi oyların yoğun olduğunu düşündüğü bilhassa Karadeniz bölgesi gibi, bölgelerde aşırı milliyetçi tavırlar takınması.


Yukarıda anlaşıldığı üzere Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından genel seçimlerde takılan bu milliyetçi tavırlar onların istediği sonucu vermemiştir. Çünkü Türk halkı özünde ve mayasında milliyetçi bir halk değildir. Türk halkı Osmanlı imparatorluğunun ana unsuru olmuş bir halktır ve yaklaşık bin yıl boyunca İslam dininin yayılması ve korunması görevini üzerine almıştır. Yaptığı bütün savaşlar ve mücadele dinin korunmasına yöneliktir. Bu bağlamda Türk halkı etkin olduğu coğrafyalarda Türk olmayan birçok halk ile ilişki kurmuş ve bu halklar ile sorunsuz bir şekilde yaşam sürmüştür. Geçmişi böyle olan bir halktan aşırı milliyetçi bir halk yaratmak çok zordur. Kaldı ki eğer milliyetçilik genel seçimlerde geçerakçe olsaydı, milliyetçiliği kafatası milliyetçiliğine kadar götüren MHP seçimlerde karlı çıkardı. Türk seçim tarihine bakıldığında MHP’nin girdiği tüm seçimlerde %20 barajını aşamadığı oylarının ise genelde %10 ile %16 arasında değiştiği görülmektedir. Bu da gösteriyor ki Türk halkı belirttiğimiz gibi milliyetçi bir halk değildir. Bir çeşit evrensellik olan ümmetçilik ayağı daha ağır basman bir halktır. Zaten AK Parti bu bağlamda (ümmetçilik) ele aldığı Kürt sorununu barışçı yöntemlerle çözme iradesi ve bu iradeye dayanarak başlattığı barış ve kardeşlik süreci AK Parti’ nin Ülke’de %50`ye varan oy almasını sağlayan etkenlerden en önemlisi barış sürecini cesurca başlatması ve devam ettirmesidir. Eğer siz sadece söylemde barış sürecine sahip çıkıp, fiiliyatta barış sürecini rafa kaldırırsanız halk bunun farkına varıp oylarınızı %41’lere kadar geriletecektir. Milliyetçi söylemlerinizi devam ettirirseniz, Halk sonununda tipik bir milliyetçi parti bu Ülke’de ne kadar oy alırsa; size de aynı oranda oy verecektir. 


Eğer AK Parti 400 milletvekili çıkartmak istiyor ise bunun yolu milliyetçi söylemlerden ve bunun ile bağlantılı olarak Ülkeyi, komşularıyla bir savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktan değil, tam tersi barış sürecini; oyalanmadan, sürekli zaman kazanmayı düşünmekten vazgeçerek bir an evvel ülke’de yaşayan Türklerin ve Kürklerin onurlarına yakışır biçimde nihayete erdirmesinden geçer. Kaldı ki milliyetçilik ile ümmetçilik karşılaştığında ümmetçilik evrensel değerlere daha uygundur.


3-Yerel bazda gösterilen adayların bir çoğunun halkın beklentisinde uzak olmaları, bu bölgelerde gösterilen adayların çoğunluğu aday gösterildikleri ana kadar seçim bölgelerini pek ziyaret etmemeleri, seçim bölgelerinde pek fazla görülmemeleri ve yerel halk tarafından pek tanınmaları sonucunda  birçok seçim bölgesinde çok az bir oy farkıyla AK Parti birçok Milletvekilini kaybetmiştir. 


HDP’nin ise oylarının bu kadar artırmasının nedenleri ise 3-4 başlık altında toplayabiliriz.


Bunları önem sırasına göre sıraladığımızda


1-Yaklaşık 2-3 yıldır devam eden çatışmasızlık ortamının eğer; HDP barajın altında kalırsa bozulacağı dolayısıyla Terörün tekrar başlayacağına yönelik olan halktaki inanç.


2-Seçim meydanlarında Cumhurbaşkanı ve Başbakanın yukarıda da belirttiğimiz gibi takındıkları aşırı milliyetçi söylemleri.


3-HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın genel seçimler dönemi boyunca sergilediği olumlu davranışları ve tutumu bilhassa Türk asıllı seçmenlerin oylarının bir kısmın HDP’ye kaymasına yol açmıştır.


Eş Başkan Demirtaş’ın 2015 seçimlerinden önce Kobani’de yaşananlar ile ilgili olarak 6-8 ekim tarihlerinde halkı protesto gösterilene sosyal medya ağı üzerinden davet etmesi ve bunun neticesinde yaşanan olaylarda 50`ye yakın vatandaşımızın hayatını kaybetmesi; özellikle batıdaki seçmenin HDP’ye olan bakışında soru işaretleri yarattı. Ama Demirtaş`ın ondan sonra takındığı ve yukarıda da belirttiğimiz gibi olumlu, yapıcı tutumu batı bölgelerindeki seçmeninin zihninde oluşan soru işaretlerini yok etmiştir. Bunun sonucunda HDP hemen hemen Türkiye’nin her tarafından, her kesiminden oy almıştır. Bütün bu olumlu tabloya rağmen eğer ülkede yavaş yavaş işaretlerini görmeye başladığımız terör eylemleri başlar ise doğal olarak bu eylemlerden en çok etkilenecek olan parti HDP olacaktır. Ülkede siyasi iktidarı ellerinden kayıp gittiğini gören kesimler doğal olarak terör olaylarını körükleyeceklerdir. Taraflar ileride oluşacak böylesi bir duruma dikkat etmek ve bu yeni duruma göre politikalar üretmek ve geliştirmek zorundadırlar.


Ortaya çıkan bu seçim sonuçlarına göre “şimdi ne olacaktır.” Sorusu ve koalisyonun kimler arasında kurulacağı veya kimler arasında kurulmaması gerektiği akla gelmektedir.


Genel seçimler yapıldıktan sonra meclise giren parti liderlerinin koalisyon ile ilgili söylemlerine bakıldığında; hangi partiler arasında koalisyon kurulursa ülke için daha yararlı olur? Şimdi bunun içerinde düşünelim. Bir kere koalisyon kurulabilmesi için öyle görünüyor ki temel şart barış sürecinin devam edip etmeyeceği ve yeni anayasanın yapılıp yapılmayacağı hususudur. Barış süreci ve yeni anayasanın yapılması konusunda ki söylemleri bir birine en yakın olan iki parti CHP ve AK, bu konuda en uzak partiler ise AK Parti ile MHP’dir.  MHP barış sürecinin derhal sona erdirilmesini, yapılacak yeni Anayasanın da ilk dört maddesinin değişmemesini ve daha önemlisi anayasanın 66. Maddesindeki vatandaşlık tanımının mevcut haliyle bırakılmasını istemektedir. Bu açıdan MHP kurulacak koalisyona uzak görünmektedir. MHP Bu katı tutumunu Ülkenin refahı ve huzuru için değiştirir ise MHP ile koalisyon kurulabilir.


Eğer AK Parti, barış süreci ve Anayasa yapımı hususunda taviz vererek MHP ile bir koalisyon kuracak olur ise ülke büyük bir kaos ve çıkmazın içerisine sürüklenmiş olacaktır. Bu durumda terör olayları artacak, bugüne kadar iyi giden ekonomi bozulacak enflasyon, faiz oranları artacak ve halkın gelirinde, huzurunda büyük azalmalar meydana gelecektir. Şu an yapılması gereken azami müşterekler üzerinde anlaşarak, kırmızıçizgileri bir tarafa bırakarak ülkeyi selamete ve düzlüğe çıkartmaktır.


Koalisyonun kurulması sürecinde kırmızıçizgilerinde direten ve dolayısıyla halkı kendi siyasi egolarına mahkûm eden parti veya partilere yakında yapılacak bir erken seçimde halk gereken dersi verecektir.


Bu vesileyle Yakın olan Ramazan Bayramınızı da en içten dileklerimizle kutlar, Mutluluk ve esenlikler dileriz.

YORUMLAR (6)

Faruk Bey, 1 Kasım seçimleri için köşenizde bir yazı belkiyoruz...Murat İpar/İZMİR22.09.2015 18:32
Faruk Hocam, Hilvan`a Su ve Demokrasi ne zaman gelecek...Saygılar... Ecenaz YILDIRIM02.08.2015 22:00
Fransada yaşayan eski bir Hilvanlı olarak, bu siteyi ve Faruk beyin yazısını isabetli buldum. Hedefi 12 den vurmuş...ayrıca sitenin biraz daha güncel haberle zenginleştirilmesini temenni ediyorum. Aslıhan Demir / Lyon/ FRANSA19.07.2014 01:53
Bir ilçenin iyi yönetilebilmesi için senin gibi okumuş hak hukuk bilen insanlar ihtiyaç vardır. selamlar...... N. D.YOL06.05.2014 14:57
yazınız çok şey anlatıyor başarılar dilerim.17.02.2013 20:14
Türkiye barışa ,Türkiye de yaşayan her insanın kardeşçe ,bir arada yaşama düşüncesine ,yaşam tazına ,kültürel kimliklerine saygının olduğu. Korunduğu,anayasal güvence altına alındığı, toplumsal, bireysel hak ve özgürlükler üzerinde vesayetçi anlayışın ortadan kalktığı, her düşüncenin kendini hoşgörü temelinde ifade etiği, bir ortama gebedir. Doğum sancıları zor ve bedeli belkide ağır olacaktır. Bedel ne kadar ağırda olsa toplumsal barışa olan inanç, demokrasiye olan güven sarsılmamalı ve kararlılıkla gereği yapılmalıdır. Türkiye'nin sorunu bu ülkede yaşayan tüm halkların vatandaşların sorunudur. Güçlü bir Türkiye için BARIŞ korusuna hepimiz ses vermeliyiz.15.02.2013 04:49

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2108