Bugün: 21.08.2019

Cumhurbaşkanlığı Seçimi


Cumhurbaşkanlığı makamı esas itibarı ile siyasi bir makamdır; ve bir Devletin en yüksek temsil ve idari yeridir. Bu haliyle Cumhurbaşkanlığını bir hakeme veya bir denetleyici role indirgemek bu makamı küçümseme anlamına gelir. Eşya’nın tabiatı gereği siyasi olan bir makama bir siyasetçiyi getirmek daha uygundur. Eğer bu makam mesleği siyaset olmayan başka kişiler tarafından işgal edilirse; “ mesela bir doktor, bir eczacı, bir mühendis, bir general ve bir yargıç ” işler içinden çıkılmaz bir hal alır.

Cumhuriyet kurulduğundan bu yana bu siyasi makam siyasetçiler tarafından ekseriyetle doldurulmadığı için ülke büyük bir kaos’a zaman zaman sürüklenmiş, ülkeyi düzlüğe çıkaracak atılımlar yapılamamış tam tersi bu makamı dolduran işin ehli olmayan kişiler kendi iktidarlarını devam ettirmek için bu ülkenin başına yapay sorunları musallat etmişlerdir. Bu ehil olmayan kişiler cumhuriyet tarihiyle neredeyse yaşıt olan ülkenin en temel iki sorununu çözmek yerine bu sorunları büyütüp gerilimi arttırarak ve bu gelirimin arkasına saklanarak kendi özel iktidarlarını devam ettirmişler ve bu şekille kendi becer esiksizlerini ve suçlarını halkın gözünden kaçırmayı başarmışlardır. Bu kişilerin benliklerinde genelde iyilikten ziyade kötülük bulunmaktadır.

Mesela alevi sorunu ile kürt sorununu çözmek yerine giderek büyüterek ülke içindeki siyasi erkin bir tek zümrede kalmasını bu güne kadar sağlamışlardır.

Şimdi önümüzde bir Cumhurbaşkanlığı seçimi bulunmaktadır. Bu yarışa katılan üç aday’dan Selahattin Demirtaş ile Recep Tayyip Erdoğan, siyasetin her kademesinde bulunmuş, siyasetin o ağır yükünü kaldırmış en az on seçim görmüş, Halkın hemen hemen herkesi ile muhatap olmuş ve halkın istediklerini vererek seçimleri kazanmayı amaçlamışlardır. Dolayısıyla siyasetçi olmanın gereği bütün hal ve hareketlerini halkın isteklerine göre düzenlemeye çalışmışlardır. Halkın refahını, özgürlüğünü ve huzurunu temin edecek politikalar üreterek ancak seçimi kazanabilecekleri bilincine bu uzun ve meşakatli yoldan sonra varmışlardır.

Diğer aday yanı Muhalefetin adayı Ekmelettin İhsanoğlu ise siyasetin içerisinden gelmeyen, seçim psikolojisini bilmeyen bir bilim adamı, bir akademisyendir. Daha önce bu tip kişilerin cumhurbaşkanı olmalarından dolayı ülkenin ne sıkıntılar çektiğini yakın tarihimizde açıkça görebiliriz. “Bir siyasetçi olmayan, bir yargıç’ın yani Ahmet Necdet Sezer’in örneğinde olduğu gibi” Muhalefetin adayı’da bir siyasetçi değildir. Dolayısıyla ülkeyi temsil eden, halkı idare eden kişinin yeri geldiğinde biraz esnek olması gerekliğini, hatta ülke’nin menfaati gereği taviz vermeyi bilmelidir. Çünkü ülke yönetiminde hiçbir şey ak ve kara gibi keskin hatlarla birbirinden ayrılmış değildir.

Mevcut siyasi iktidarın adayı Recep Tayyip Erdoğan bu güne kadar seçimlerin biri dışında hepsini kazanmıştır. Seçimlerde böylesine başarılı olmasını nedenleri birden fazla olmakla beraber bir burada birkaç neden üzerinde duracağız.

  1. Halka erdemli davranmak, dürüst davranmak yanı belli bir ideolojiyi ve fikri empoze etmekten ziyade basit bir şekilde, önce insana daha fazla su ve ekmek vaad etmek gerekir. Bunu da büyük bir ölçüde Recep Tayyip Erdoğan, başarmıştır. “Çocuklara verilen öğrenci yardımları, Muhtaç olana bedava gıda, kömür, para ve yemek, ülke içerisinde büyük otoban ve bölünmüş yolların yapılması, sağlık sisteminin eski’ye nazaran kat be kat iyi bir seviyeye gelmesi” buna güzel bir örnektir. 
  1. Ülke’nin en kritik iki sorunu hakkında çözüm önerileri getirmesi, sonuna kadar bunun arkasında duracağını belirtmesi, Alevi sorunu hakkında çeşitli toplantılar gerçekleştirilmesi ve Alevilerle ortak bir çözüm arayışı içerisinde olması. Bu sorunda çözüme ulaşılmasa dahi çözüm iradesinin ortaya konulması bir yenilik olduğundan daha dolayı çok kıymetlidir.

Kürt sorununda çözüm sürecini başlatması yaklaşık iki yıldır silahların susması, barış yasası vasıtasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni işin içerisine dâhil edilmesi Recep Tayyip Erdoğan`ın bu konuda ciddi olduğunun bir göstergesi olarak algılana bilir.

  1. Recep Tayyip Erdoğan yukarıda anlattığımız iki olumlu örneğin dışında birde olumsuz bir uygulama yaparak başarılı olabilmektedir. Bu; sürekli gerilim yaratmak, seçmenlerine sürekli suçlu mu, suçsuz mu olduğuna tam kanaat getirmeden düşman göstermek, siyasi gerilimi hep en yüksek derecede tutarak milletin şer, ehveni şer misalinde olduğu gibi milleti mevcutları içerisindeki en iyiye yöneltmeye çalışması. Burada onun yapması gereken sadece mevcutlarından biraz daha iyi olmaktır. Buda mevcut şu anki siyasi ortamda çok kolaydır.

Muhalefet partileri bu güne kadar eften püften işlerle uğraşarak artık seçim kazanılamayacağını dolayısıyla siyasetinde yapılamayacağını artık anlamaları gerekir.

Mesela MHP alevi sorunu ve kürt sorunun çözüm çalışmalarına katılmayarak, çözüm çalışmalarını baltalamaya çalışarak ve bu konuda halkın kafasını karıştırarak ülke’nin barışını sağlayamayacağını artık anlamalıdır. Eski’den işe yarayan mevcut politikasını çağımızın yeni şartlarına uyarlıyabilmelidir. Geçmişte kalarak ne kendi seçmenlerine nede ülke halkına huzur getirebilirler, bunu yapmazlar ise ülkedeki huzursuzluğun odağı haline gelirler.

CHP artık ne istediğini sağa sola sapmadan net bir şekilde ortaya koyabilmelidir. Kendi içerisindeki eski’nin özlemini duyan unsurları cesur davranarak temizleye bilmeli, bir an evvel kürt ve alevi sorunlarının çözümlerine katkı yapacak çalışmaları aleni bir şekilde başlatmalıdır. İşte ben eskiden kürt raporu hazırladım. Kürt ve Alevileri meclise taşıdım, gibi eskiden kalan sözlemlerini bırakmalı işi biraz daha ileri götürebilmenin riskini üzerine alabilmelidir. Eğer her şey ülkenin bütünlüğü birliği ve beraberliği için yapılıyor ise yukarıda bahsettiğim bu riski gözü kapalı bir şekilde üzerine alabilmeliler.

Yukarıda bahsettiğim şekilde muhalefet eğer davranabilirse bunu belli bir süre kararlı bir şekilde sürdürebilirlerse yakın bir gelecekte ebetteki mevyelerini toplayabilirler, aksi takdirde ilelebet iktidarın yüzünü göremezler. Saygılarımla..

YORUMLAR (6)

Faruk Bey, 1 Kasım seçimleri için köşenizde bir yazı belkiyoruz...Murat İpar/İZMİR22.09.2015 18:32
Faruk Hocam, Hilvan`a Su ve Demokrasi ne zaman gelecek...Saygılar... Ecenaz YILDIRIM02.08.2015 22:00
Fransada yaşayan eski bir Hilvanlı olarak, bu siteyi ve Faruk beyin yazısını isabetli buldum. Hedefi 12 den vurmuş...ayrıca sitenin biraz daha güncel haberle zenginleştirilmesini temenni ediyorum. Aslıhan Demir / Lyon/ FRANSA19.07.2014 01:53
Bir ilçenin iyi yönetilebilmesi için senin gibi okumuş hak hukuk bilen insanlar ihtiyaç vardır. selamlar...... N. D.YOL06.05.2014 14:57
yazınız çok şey anlatıyor başarılar dilerim.17.02.2013 20:14
Türkiye barışa ,Türkiye de yaşayan her insanın kardeşçe ,bir arada yaşama düşüncesine ,yaşam tazına ,kültürel kimliklerine saygının olduğu. Korunduğu,anayasal güvence altına alındığı, toplumsal, bireysel hak ve özgürlükler üzerinde vesayetçi anlayışın ortadan kalktığı, her düşüncenin kendini hoşgörü temelinde ifade etiği, bir ortama gebedir. Doğum sancıları zor ve bedeli belkide ağır olacaktır. Bedel ne kadar ağırda olsa toplumsal barışa olan inanç, demokrasiye olan güven sarsılmamalı ve kararlılıkla gereği yapılmalıdır. Türkiye'nin sorunu bu ülkede yaşayan tüm halkların vatandaşların sorunudur. Güçlü bir Türkiye için BARIŞ korusuna hepimiz ses vermeliyiz.15.02.2013 04:49

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1155