Bugün: 21.08.2019

Eğitimin Önemi!!


Eğitimin Önemi!!

Yaşadığımız çağda Müslüman toplumların ve dolayısı ile Müslüman ülkelerin karşılaştıkları en önemli sorun bilimsel, deneysel, akla yaktın ve çağdaş eğitim politika ve sistemlerinin olmayışıdır.

Müslüman ülkeler kısa zaman içerisinde bilimsel ve akılcı eğitim politikalarını uygulamaya koymazlar ise yok olma veya yok edilme tehlikesi ile karşı karşıya geleceklerdir. Ülkemiz` de aynı sorun ile karşı karşıyadır. Eğitim sistemimiz toplumumuzun ihtiyaç duyduğu din adamları ve alimlerini yetiştire bilmekte ama fen bilimleri alanında toplumun ihtiyaç duyduğu bilim adamlarını yetiştirememektedir. Fen bilimlerinde bilim adamları yetiştiremememizin bugünün sorunu değil evveliyatı Osmanlı devletine kadar dayanan çok eski bir sorundur. Profesör sıkıntısı çekmemekteyiz. Çünkü fazlası ile profesörümüz bulunmaktadır. Ama şahsi düşünceme göre ise ülkemizde bir elin parmakları kadar az sayıda bilim adamı ya vardır yâda yoktur.

Peki bilim adamı kimdir?  Bilim adamı; alanında sistematik araştırmalar yapan elde ettiği sonuçları modern laboratuvarlardan deneye tabii tutup somut bir şekle dönüştüren, bilimsel teori ve kanunlar ortaya koyup, bu araştırma sonuçlarını icatlar yolu ile topluma ulaştıran kişi veya kişilerdir.

İslam toplumları bundan yaklaşık bin yıl önce peygamber efendimiz (s.a.v) peygamberimizin hadisleri ve Kur-an ayetleri bil hassa (Alimin uykusu Abidin İbadetinden Daha Evladır.) ışığında bilime ve bilim adamlarına (alimlere) büyük önem vermişler ve bunun sonucunda zikri ve fikri hür alimler yetiştirilmiştir. Bu altın çağda Nasurettin Tusi gibi bir gök bilimci ki bu alim kopernikten 300-400 yıl evvel dünyanın kendi etrafında döndüğünü, dünyanın ve ay` ın yörüngesini gerçeğe çok yakın bir şekilde hesaplamıştır. Bu alimin Arapça el yazmaları koperniğin Fransa’da RURR müzesinde sergilenen eşyaları arasında bulunmuştur. Yine büyük filozof Mühitiyyini Arabi’nin birçok eseri Avrupa`nın çeşitli ülkelerinde kaynak kitap olarak sergilenmektedir. Yine bu çağda İbni Sina (Avicenna) büyük ve küçük kan dolaşımını bulmuştur. Ömer Hayyam celali takvimini bulmuştur. Celali takvimi bilinen takvimler arasında en az hata veren çok üstün bir takvimdir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Ülkemizde ve diğer Müslüman ülkelerde eğitim sistemleri öncü bilim adamları çıkarta bilecek şekilde düzenlenmez ise yakın bir gelecekte, ya yok edilecekler yâda esir edileceklerdir.

O halde ne yapacağız; 1. Camii açarcasına laboratuvar açmaya önem vereceğiz, laboratuvar alanlarını camii alanları gibi kutsal saymaz isek İslam dinini ve Allah’ın eminlerini dünyada hakim kılamayız.

Şunu aklımızdan çıkartmalarıyız, sadece dini bilimler ile uğraşanların çoğu zaman ile kara bir taassup içine girerler; siz bunlara Ay’ın yörüngesinde veya güneşin yapısından bahsetmeye başladığınızda sizin Allah’ın işine karıştığınızı söyleyip dinden çıktığınızı iddia ederler, böylece gelişme ve ilerleme yönünde kara bir takoz görevi görürler.

Salt fenni bilimler ile uğraşanlar ise belli bir süre sonra şüpheye düşerler ve yaratıcıyı kâinatı, her şeyi sorgulamaya başlayıp amaçsız hale gelirler.

Dolayısı ile eğitim sistemini her dini hem de fenni ilimlere eşit derecede önem veren bir yapıya kavuşturmalıyız. Fenni ve dini ilimler bir kuşun iki kanadı gibidir. Şunu asla unutmamalıyız, kuş tek kanadı ile uçamaz.

2. Ülkemizde çok sayıda profesör vardır. Ama önemli olan nicelik değil niteliktir. Ülkemizdeki Profesör Sayısı belki İngiltere, Almanya veya Fransa’daki profesör sayısı ile eşittir. Ama ülkemizdeki profesörler bu ülkelerdeki bilim ve icatların binde birini bile üretememektedirler. Bu ise insanın aklına ülkemizde profesörlük ve diğer akademik unvanların nasıl elde edildiği konusunda insanın kafasında soru işareti uyandırmaktadır.

Bunu bir örnek ile açıklayıp daha somut hale getirelim bir Avrupalı birim adamı uluslararası bilimsel ve akademik dergi ve kuruluşlarda yılda yaklaşık 40 bilimsel yayın yayınlarken bizim profesörlerimiz ve bilim adamlarımızın bu akademik çevrelerde bir yılda yayınladıkları bilimsel araştırma ve yayının âdeti 3-4 dörttü geçmemektedir. Aslında bu somut veri dahi eğitim siste mimimizin içinde olduğu içler acısı halin en çıplak bir şekilde ortaya koymaktadır.

Eğitim sorunu; Terör ve ekonomik sorunlardan daha önemli bir sorundur. Terör ve ekonomik sorunlar bilimsel bir eğitim politikalarının olmayışının doğal sorunudur. Ülkenin her türlü sorunu ancak eğitim ile çözülebilir. 


Ömer Faruk TUÇ

YORUMLAR (6)

Faruk Bey, 1 Kasım seçimleri için köşenizde bir yazı belkiyoruz...Murat İpar/İZMİR22.09.2015 18:32
Faruk Hocam, Hilvan`a Su ve Demokrasi ne zaman gelecek...Saygılar... Ecenaz YILDIRIM02.08.2015 22:00
Fransada yaşayan eski bir Hilvanlı olarak, bu siteyi ve Faruk beyin yazısını isabetli buldum. Hedefi 12 den vurmuş...ayrıca sitenin biraz daha güncel haberle zenginleştirilmesini temenni ediyorum. Aslıhan Demir / Lyon/ FRANSA19.07.2014 01:53
Bir ilçenin iyi yönetilebilmesi için senin gibi okumuş hak hukuk bilen insanlar ihtiyaç vardır. selamlar...... N. D.YOL06.05.2014 14:57
yazınız çok şey anlatıyor başarılar dilerim.17.02.2013 20:14
Türkiye barışa ,Türkiye de yaşayan her insanın kardeşçe ,bir arada yaşama düşüncesine ,yaşam tazına ,kültürel kimliklerine saygının olduğu. Korunduğu,anayasal güvence altına alındığı, toplumsal, bireysel hak ve özgürlükler üzerinde vesayetçi anlayışın ortadan kalktığı, her düşüncenin kendini hoşgörü temelinde ifade etiği, bir ortama gebedir. Doğum sancıları zor ve bedeli belkide ağır olacaktır. Bedel ne kadar ağırda olsa toplumsal barışa olan inanç, demokrasiye olan güven sarsılmamalı ve kararlılıkla gereği yapılmalıdır. Türkiye'nin sorunu bu ülkede yaşayan tüm halkların vatandaşların sorunudur. Güçlü bir Türkiye için BARIŞ korusuna hepimiz ses vermeliyiz.15.02.2013 04:49

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1060