Bugün: 08.12.2019

İnsan Hakları


İçinde bulunduğumuz hafta birleşmiş milletler tarafından Dünya İnsan Hakları Haftası olarak kabul edilmiştir.

İnsan Hakları nedir: En temel insan hakkı bireyin özgür ve eşit yaşama hakkıdır. Bunun yanında eğitim hakkı, sağlık hakkı, hak arama hakkı, kötü muamele yasağı, gibi İnsan Hakları sıralanabilir.

Toplumların İnsan Haklarına verdikleri önemin derecesi; aynı zamanda o toplumların gelişmişlik düzeylerinin de bir göstergesidir. Yani bir toplumun gelişmiş bir toplum mu olduğu, yada geri bir toplum mu olduğunu anlamak için o toplumun İnsan Haklarına verdiği öneme bakmak gerekir.

Türkiye` de İnsan Hakları haftasına girdiğimiz günden bu güne kadar gerek yazılı gerek sözlü medyada olsun, gerek sivil toplum kuruluşlarında olsun. Yerel ve Ulusal Televizyon kanallarında olsun, İnsan Hakları konusuna ya hiç değinilmemiş, yada konuya hak ettiği önem verilmemiştir.

İşte toplum olarak İnsan Haklarına vermiş olduğumuz önemin derecesi budur. Bu dereceye göre maalesef toplumumuz gelişmiş bir toplum değildir; Demek ki toplumumuzda İnsan Hakları ihlalleri baya yaygındır.

1-Toplumumuzda en ihlal edilen İnsan Hakkı, kötü muamele yasağını ihalelerdir. Bu hak ihlali bir bireyin, diğer bir bireyi, bir kamu çalışanının bir bireyi, aşağılaması, küçümsemesi, dikkate almaması veya tahkir etmesi ile oluşur. Gazetelerde ve Televizyonlarda bu hak ihlalleri ile sık sık karşılaşırız.

Örneğin; Bir doktorun hastaneye giden vatandaşa kötü davranması, vatandaşa gerekli minimum nezaketi göstermemesi, küçümsemesi ve hatta hakaret etmesi gibi..

Bir tapu veya nüfus memurunun işi düşen vatandaşa bugün git yarın gel diyerek işini savsaklaması gibi..

İşte toplumumuzda bu İnsan Hak ihlalleri ile sık sık karşılaşıyoruz. Ama bu Hak ihlal lelerini ortadan kaldırmak için ne kendiniz, nede Devlet kurumları, tabana inecek kadar etkili bir denetim mekanizmasını maalesef oluşturamıyoruz. Bu hak ihlallerini önlemek için öyle kağıt üzerinde kurullar oluşturarak işin içinden çıkamayız.

2-En çok ihlal edilen hak; hiç kimse dininden ırkından dilinden veya mezhebinden dolayı farklı bir muameleye tabi tutulamaz. Maalesef günümüzde Devlet katında görev alabilmek için bireyin düşüncesi,yaşam tarzı, giyinişi ve üslubu liyakata nazaran dikkate alınan nitelikler haline gelmiştir. Tabi istisnalarını göz ardı etmemek gerekir. Durum böyle olunca da fırsat eşitliği ilkesi açıkça ihlal edilmekte, yılların birikimi sonucu elde edilen emek acımasızca söz ardı edilebilmektedir. Bu en acımasız ve aynı zamanda zalimanece yapılan bir hak ihlalidir.

Toplum veya birey olarak öz eleştiri yapmadığımız müddetçe İnsan Hakları alanında gerekli ilerlemeyi hak edemeyiz.

Bizler birey olarak bir birimize, Devlet ve Medya olarak ta topluma bu gerekli bilgilendirmeyi yapmadığımız müddetçe bu konuya her konudan daha fazla zaman ayırmadığımız müddetçe insan hakları ihlalleri devam edecektir.

Bizler zorluklar karşısında yılmadan İnsan Hakları konusunda toplumu ve bireyleri aydınlatmaya devam etmeli, evvela kendimiz İnsan Hakları` na gerekli özeni göstermek dileği ile herkesin İnsan Hakları Haftasını en içten dileklerimle kutlarım.

Ömer Faruk TUÇ
Avukat

YORUMLAR (6)

Faruk Bey, 1 Kasım seçimleri için köşenizde bir yazı belkiyoruz...Murat İpar/İZMİR22.09.2015 18:32
Faruk Hocam, Hilvan`a Su ve Demokrasi ne zaman gelecek...Saygılar... Ecenaz YILDIRIM02.08.2015 22:00
Fransada yaşayan eski bir Hilvanlı olarak, bu siteyi ve Faruk beyin yazısını isabetli buldum. Hedefi 12 den vurmuş...ayrıca sitenin biraz daha güncel haberle zenginleştirilmesini temenni ediyorum. Aslıhan Demir / Lyon/ FRANSA19.07.2014 01:53
Bir ilçenin iyi yönetilebilmesi için senin gibi okumuş hak hukuk bilen insanlar ihtiyaç vardır. selamlar...... N. D.YOL06.05.2014 14:57
yazınız çok şey anlatıyor başarılar dilerim.17.02.2013 20:14
Türkiye barışa ,Türkiye de yaşayan her insanın kardeşçe ,bir arada yaşama düşüncesine ,yaşam tazına ,kültürel kimliklerine saygının olduğu. Korunduğu,anayasal güvence altına alındığı, toplumsal, bireysel hak ve özgürlükler üzerinde vesayetçi anlayışın ortadan kalktığı, her düşüncenin kendini hoşgörü temelinde ifade etiği, bir ortama gebedir. Doğum sancıları zor ve bedeli belkide ağır olacaktır. Bedel ne kadar ağırda olsa toplumsal barışa olan inanç, demokrasiye olan güven sarsılmamalı ve kararlılıkla gereği yapılmalıdır. Türkiye'nin sorunu bu ülkede yaşayan tüm halkların vatandaşların sorunudur. Güçlü bir Türkiye için BARIŞ korusuna hepimiz ses vermeliyiz.15.02.2013 04:49

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1123